Bu İlk Yalvarışım Değil Sana
Adın geçti az önce karşımdaki masada. Başımı kaldırıp baktığım da başka insanlar gördüm. Oysa seni görmeyi umut ediyordum. O an içimdeki heyecanı saklayamamış, elimde duran sigaramı düşürmüştüm. Sıkılıp çıktım oradan, kalabalığın arasına sızıp kimselerin umrunda olmayışına devam ettim. Az önce yanımdan uzun kirpikleri olan bir kadın geçti, onun da ardından uzun uzun baktım. Ardından gitmek istedim. Bu kokuyu senden başkası kullanıyor olamaz. O sen miydin? Hayır değildin, köşede bekleyen adama sarıldı kadın. Yeniden ellerimi ceplerime koyup ilerlemeye devam ettim. Bu şehir senden önce de mi bu kadar kalabalıktı, hiç farkında değilim. Kaç sokak dolaşmıştık seninle el ele, kaç cadde çürütmüştük. Ne çok özlediğimi anlatamıyorum. Kendimi unuttum onu diye kandırırken, kalbimin acıdan çıkardığı sesi duyuyorum fotoğraflarına değince ellerim. Unutulmuyor sevgilim. Gidenler, asla unutulmuyor. Gürültülü gitmiş olsaydın eğer, bu kadar canım yanmazdı belki de. Kavga etmiş olsaydık, kırsaydın birkaç eşya mı fırlatıp atsaydın yüzüme hatıralı. Anılarımıza küfredip gitmiş olsaydın eğer, belki de bu kadar çok düşünmezdim seni.
Mehmet Ali Kılınç, Bilmem Seviyor Gibiydi, s. 44
Looking for comments…
Searching Nostr relays. This may take a moment the first time this article is opened.
Looking for comments…
Searching Nostr relays. This may take a moment the first time this article is opened.